Sevgililer Günü Yalnız Nasıl Geçer?

Sevgililer Günü Yalnız Nasıl Geçer?

Her özel günde olduğu gibi, bu gün de günün gerektirdiği şeylere sahip olmamak oldukça muhtemel elbette. Sevgiliniz yoksa, ailenize ya da sevdiklerinize tebrik kartı göndermek her zaman güzel bir seçenek. Ancak gece olup da yalnızlık çökerse, size kurtaracak film önerileri bu yazımızda!  

Aşağıdaki filmler, tamamen kalbinizi ısıtmak üzerine seçildi. Ancak ısıtırken iki farklı amaçları var; birinci grup sizi daha da ağlatarak içinizi ferahlatmayı, ikinci grup ise güldürürken içten içe düşündürmeyi hedefliyor. Filmi modunuza göre seçmekte fayda var!

 Bonus olarak ise üçüncü bir grup daha bulabilirsiniz. Burada da içimizi ısıtırken kalbimizi sökmeyen ya da bizi güldürürken yataktan düşürmeyen daha nötr diyebileceğimiz filmler var. Özel günlerde duygusal iniş çıkışlar yaşamak istemiyorum diyenler için ideal.

Ben film izlemekten vaz geçtim derseniz de her zaman geri dönüp buradan  Sevgililer Günü'nün Kısa Tarihi'ni okuyabilirsiniz!

Çok Romantikler:
  1. You've Got Mail (1998): Temelde iki mektup arkadaşının arasında gelişen tatlı bir aşkı anlatan bu film, Amerikan kültürünün romantik klasiklerinden. Şahsen benim en sevdiğim kısımlarından biri ise, dünyanın en tatlı minik kitapçısının bu filmde yer alması.  Bir gün hepimizin o kadar sıcak ve sempatik bir dükkanda çalışıp, çocuklara masal okuyup, eve o kadar huzurlu dönebilmesi umuduyla...
  2. P.S I Love You (2007): Mendil kutusunu getirin. Ciddiyim. Ağlamadan izlemeniz mümkün değil. Tüm filmi salya sümük bir şekilde bitirip, göz yaşlarınızın arasından yakışıklı iskoç erkeklerine göz gezdirebilirsiniz. Düşünceli adam nasıl olur sorusunun cevabı ise sevgili Gerard Butler'ın karakterinde fazlasıyla mevcut. Ek olarak eskilerden bir Friends sever olarak, Pheobe'nin filmde yer alması benim gözümde artı bir 10 puan filan daha ediyor.
  3. Me Before You (2016): Bu listeye yeni dahil olanlardan. Khaleese'nin sarı saçlarını ve vicdansız tavrını geride bırakıp, olduğu gibi ve kendi deyimiyle kendisine en yakın karakter ile karşımıza çıktığı bu film o kadar sempatik ki inanamazsınız. Tam bir tatlış kız hikayesi. Sevgililer gününü evde geçirirken ağlayıp ağlayıp rahatlamak için birebir.
  4. Pride & Prejudice (2005): Oof of.. Eğer yukarıdakiler batı kültürünün klasikleri ise, bu film o kültürün yapıtaşı diyebiliriz. Hatta daha iyi bir tanımla, bu film (aslında kitap) onların Aşk-ı Memnu'su.  Gone Girl'de asabımızı bozan aşırı sarışın Rosamund Pike, güzel mi çirkin mi içten içe hala karar veremediğimiz Keira Knightley'nin kız kardeşi rolüyle bu filmde yer alıyor. Elbiselere bakmak, İngiliz diline haranlık duymak ve içiniz kuruyana kadar aşık olmak için harika bir film.
  5. Titanic (1997): O bir klişe evet. Ama klişelerin klişe olmasını sağlayan ilk filmler, aslında dönemlerinin en kuralları yerinden oynatan fimleri olduğu için o koltuğu hak ediyorlar bizce. Bize Leo'yu kazandıran  ve iki kişinin arka arkaya geçip kollarını uzattığı yüzlerce fotoğrafla sosyal medyanın iliklerine işleyen bu film, artık hepimzin kültürünün bir parçası. O yüzden sevgililer gününde yeninden izleyip, tekrar Jack diye bağırmamak için hiçbir sebep göremiyorum. 

Güldürürken Düşürenler:
  1. How to Lose a Guy in 10 Days (2003): Bir kız ve erkek iddiaya girerler. Her ikisi de birbirini ilişkiden soğutmaya yemin eder. Sonuçta çok komik anlar yaşanırken, söz konusu iiki kişi aşık olur. Kovalamaca sahneleri, kavuşma sahneleri... Ne ararsanız var.
  2. He is not Just that into You (2009): Neden bize kötü davranan erkekleri kovalarız? Bu soru belki de kadın camiasının en temel paradokslarından biri olup, biraz klişe yöntemlerle de olsa bu filmde cevaplanmaya çalışılıyor. Film çok tatlı, karakterler içten. İlzerken gülme garantisi var, ama yataktan da düşürmez.
  3. Because I Said So (2007): Eğer çılgın ve her şeyinize karışan bir anneniz varsa, kendinizi yalnız hissetmemeniz için planlanmış bir film. Ek olarak Gilmore Girls'ün hiç yaşlanmayan annesi Lauren Graham'dan, gençliğimizde harika film müzkileriyle kalbimizi çalmış Coyote Ugly'deki sarışın tatlış kıza kadar anısı olan pek oyuncuyu de barındırıyor. Kaldı ki başroldeki çocuk çok tatlı ve sonrasında Suits dizisinin de yıldızı olmuş başarılı bir şahıs. O yüzden bu filme de bizimlesin diyoruz!
  4. About Time (2013): Bir romantik komedi için oldukça orijinal bir hikayesi olan bu film, son dönemde True Detective'den Spotlight'a kadar pek çok iyi yapımda yer almış Rachel McAdams'ı apırlıyor. Zamanda yolculuk yapabilen bir ailenin aynı yetenekteki oğluyla, onun aşık olduğu kadını anlatıyor.
  5. How to Be Single (2016): Dürüst olmak gerekirse, öncesinde Trailer'ı izlediyseniz tüm komik saheneleri içermesi sebebiyle filmi izlerken hayal kırıklığı yaratan bir film. Ama izlemediyseniz, hala iyi olabilir. Özellikle sevgililer gününü yalnız geçirenler için, Rebel Wilson komikliklerle ortamı yumuşatabilir. Bilhassa Yüzüklerin Efendisi şakaları oldukça komik!


    Sevgililer Günü Yalnız Nasıl Geçer?
    Sevgililer Günü Yalnız Nasıl Geçer?

    Nötr Duygular:
    1. Australia (2008): Dünyanın en romantik filmi değil ama filmin ortalarında Hugh Jackman'ın beyaz smokiniyle salona girdiğini görmeye kesinlikle değer. Nicole Kidman'ın her zamanki güzelliği, senaryonun sıradışılığı ise cabası. Özellikle dünyanın bambaşka uçlarını sevenler için, gönül açıcı ve masallara adım attırıcı etkisiyle bugün tercih edilebilecek bir film.
    2. As Good As It Gets (1997): Yakın zamanın güzel dizilerinden This Is Us'ı izlerken yapılan ufak bir göndermeyle tekrar hatrıma düşen bu film, aslen çocukluğumun sevgilisi. Takıntıları olan Jack Nicholson ile saf iyilikten geçilmeyen Helen Hunt arasında gelişen ilişkiyi anlatıyor. Dozunda komik, dozunda romantik. Ek olarak Friends'in Dr.Benjamin Hobart'ı ve pek çok romantik filmin sevilen yan karakteri Greg Kinnear da filmin hoş bir parçası. 
    3. No Reservations (2007): İki ünlü oyuncunun, çerezlik filmi. Bu filmi izlemeden önce düşük beklentilerle yola çıkarsak bu filmi izlerken daha rahat edebiliriz. Bu film yemek yemeyi ve yapmayı sevenlere motivasyon, pek çok filmde tatlı kız çocuğu rolündeki Aibgail Breslin'i tekrar görmek isteyenlere ise yeni bir şans veriyor.
    4. Eat, Pray, Love (2010): İtiraf edin, en sevdiğiniz best seller. Zaten Julia Roberts hayranıyım, bir de içsel yolculuğa çıkasım var diyenler için mükemmel. Her ne kadar filmi izlerken İtalya evresinde pizza ve makarnayla takılı kalma ihtimali yüksek olsa da ben en çok Tayland aşamasını seviyorum. Son olarak her kızın hayali olan cümlenin Javier Bardem'den gelmesiyle, bir damla göz yaşımı da filmde bırakıyorum. "Senin bir erkeğe değil, bir şampiyona ihtiyacın var."
    5. My Best Friend's Wedding (1997): Ben çocukken gazetelerden VCD çıkardı. Bu film, o yolla edindiğim ve bozana kadar tekrar tekrar izlediğim en "klişe" film olarak kişisel tarihime geçmiştir. Ancak Julia Roberts'ı çok sevenler kulübüne üyeyseniz, bu filmi sevmemeniz imkansız. Filmin title sekansı ise gerçek bir tatlılık abidesi. Pek çok güzel jazz şarkısı eşliğinde, bu film ihtiyacınız olan delilik ve romantizm oranlarının tam ortasında yer alıyor. Kaldı ki Paul Giamatti'yi ilk görüşüm de bu filme dayanıyor!