Yeliz Atıcı  ile Düğün Fotoğrafçılığı

Yeliz Atıcı ile Düğün Fotoğrafçılığı

Katıldığınız düğünlerden bilirsiniz… O kadar hızlı, o kadar hareketli geçer ki çoğu zaman neler yaşadığını hatırlamak için dönüp fotoğraflara bakmak ihtiyacı hissediyor insan. Hele bir de gelinle damat sizseniz, günün koşuşturmacasından geriye, sadece çekilen fotoğraflar kalır hislerinizi anlatmak için.

İşte bu fotoğraflara yansıyan o tatlı anları yakalamakta usta ve her düğünde en az evlenen çift kadar heyecanlanan tatlı mı tatlı bir fotoğrafçı Yeliz Atıcı. Yeliz İstanbul’da yaşamıyor ve düğünleri gereği de sürekli geziyor! O yüzden onunla röportajımızı yüzyılın gereklerine de uygun şekilde Skype’dan yapıyoruz, üstelik dünya tatlısı Poyraz köpek de röportaj boyunca dibimizden hiç ayrılmıyor. Arada kaçıp koşuşturunca ufak molalar veriyoruz. Bir yandan da en azından Yeliz’in bulunduğu yerde hava pek güzel, güneşli ve hafif rüzgârlı. Yeşillikler içinde bir arka plan ile Skype’larımızın sesini açıp başlıyoruz sohbete…

Klasik bir soruyla başlayıp, Yeliz Atıcı’yı tanıyalım mı kısaca?

Hayatta da beceremem bunları! (Gülüyor) İnsanın kendini anlatması zor tabi ama en klasik şekliyle söylemem gerekirse 83 doğumluyum ve Ankara’da Bilkent Güzel Sanatlar’dan mezunum. Bu bölümden mezun olduğum için de fotoğraf her zaman hayatımda vardı. Bir de ben yolculuk yapayı çok sevdiğim için, fotoğraf çekmek her zaman benim bir parçamdı. Fakat bir noktada insanın üniversite arkadaşları evlenmeye başlar ya, benim de o noktada bu kariyerim başladı. İlk arkadaşım 2010 yılında yurt dışında evlendi, onlar da fotoğrafları benden rica ettiler. Ben de tamam dedim. Sonra bunu yaptığımı gören başkaları da istemeye başladı.

Çiftlerle anlaşma süreci nasıl ilerliyor peki?

Çiftlerden öncelikle mutlaka bir mail yoluyla detayları paylaşmalarını istiyoruz çünkü telefonla paylaşılan detayların yanlış anlaşılma riski de yüksek oluyor ve sonradan problem yaşamamak için mutlaka süreci yazılı başlatmayı tercih ediyoruz. Bu mailde mutlaka tarih, mekân ve kişi sayısını paylaşmaları gerekiyor. Sonra bu detaylarla teklif paketleri oluşuyor. Ardından sözleşmenin imzalanmasıyla birlikte seçtikleri gün o çift için ayrılıyor. Sonrasında da düğün günü ve şehrine göre bir zaman planı üzerinden geçiyoruz birlikte çünkü çoğunlukla düğün gününün bütün akışı fotoğrafa göre belirleniyor. Burada bizim dikkat ettiğimiz önemli bir detay sözleşme tabi ki, çünkü sonradan anlaşmazlıklar olmaması için ve hem çifti hem de fotoğrafçıyı korumak için yazılı bir anlaşma çok iyi bir çözüm oluyor.



Çiftimiz seninle anlaştı diyelim ki, nasıl bir çalışma sürecin var?

Genelde ben ve asistanım birlikte gidiyoruz. 100 kişinin üzerinde bir davetli sayısı varsa mutlaka asistanımla birlikte çalışıyoruz çünkü gece boyunca herkese yetişmek başka türlü mümkün olmuyor. Eğer daha ufak bir düğünse ben tek başıma da gelebiliyorum. Ancak eğer video istenirse de genelde Düğme Film ekibiyle birlikte çalışıyoruz. Tabi onların da takvimine uyarsa… Çünkü sonuçta her iki ekiple ayrı ayrı anlaşılıyor. Ben tek başıma gittiğim senaryoda maksimum 12 saat çalışıyorum, eğer daha uzun bir program varsa yine asistan desteği şart oluyor.

Peki düğün günü nasıl planlanıyor?

Benim için doğal ışık en kritik nokta çünkü ben özünde doğal ışık fotoğrafçısıyım. İşin sanatsallığını yakaladığımız nokta, o doğal ışığın kullanımında. Bu yüzden tüm günün planını fotoğrafın etrafında toplamak çok önemli oluyor. Örneğin seremoni saatini bile özellikle ben belirliyorum çünkü gün batımı saati fotoğrafların güzelliğinde çok etkili oluyor.  Ancak tabi ki benim ve video ekibinin ya da herhangi bir başka ekibin rahatlıkla çalışabilmesi için en önemli şey düğün organizasyonunun çok iyi olması.

Bu konuda sıkıntı var mı Türkiye’de?

Evet, Türkiye’nin belki de bu sektördeki en büyük sıkıntısı birçok organizatörün düğün planlamasını sandalye, masa ve peçete seçimi noktasında bırakması. Normalde kaliteli bir Wedding Planner direkt olarak fotoğrafçıyla iletişimde olur ve tüm bu detayları seremoniyle birlikte yürütür. Örneğin yurt dışında süreç mutlaka bu şekilde ilerliyor, birebir her türlü üçüncü partiyle organizasyon şirketi ilgileniyor.



Çiftimiz düğünden ne kadar zaman önce gelsin sana?

Yaz sezonu için Ekim aylarından itibaren yazmaya başlıyorlar aslında.  Ancak biz yeni yılın rezervasyonlarını 1 Ocak itibarıyla almaya başlıyoruz. Tabi ki önceden iletişimde olup anlaştığımız tarihler için bu kişilere öncelik veriyoruz. Fakat şöyle bir şey de var, her sene belirli tarihler bir şekilde herkesin daha çok tercih etmesi sebebiyle çok çabuk doluyorlar. Mesela bu sene 8 Temmuz için 10 çift reddetmek zorunda kaldık. O yüzden önemli olan şu; fotoğrafa ne kadar değer verdikleri ve çalışmak istedikleri fotoğrafçı konusunda ne kadar esnek oldukları. Buna göre mekân ve tarih belli olur olmaz ilk iş fotoğrafçıyı ayarlamak olmalı.


Çekim sonrasında ne kadar zamanda teslim ediyorsun peki?

Bunun cevabı düğünün zamanına da bağlı tabi ki ama yaz sezonunda olduğunu varsayarsak en az 8-10 haftalık bir süre sonrasında teslimat yapabiliyorum. Özellikle sezon devam ederken aslında oturup fotoğraflarla ilgilenebildiğimiz haftada maksimum 2 günümüz oluyor, onun dışındaki günler özellikle “Destination Wedding” söz konusuysa yolda ve çekimde geçiyor.

Gelelim paketlere… Seninle çalışınca çiftimiz eve neler götürebiliyor?

Şimdi her şeyden önce gittiğimiz düğünde tüm günü fotoğraflayıp, bunları dijital olarak çifte teslim ediyoruz. Çiftin bütçesine ve isteğine göre dijital versiyona ek olarak bir albüm de hazırlayabiliyoruz. Benim ek olarak bir de çifte özel ve şifreli bir online galeri hizmetim var. Bu da özellikle yine “Destination Wedding” için çok iyi oluyor çünkü tüm konuklar ya da kişiler, fotoğraflara lokasyon bağımsız olarak tek bir yerden ulaşabiliyorlar. Bunun için ekstra bir ücret de talep etmiyoruz. Son olarak ben bir de birkaç örneği baskı olarak da veriyorum çünkü eğer ben basıp vermezsem çiftler onu bastırıp çerçeveletecek zamanı 2 yıl sonra filan ancak bulabiliyorlar! (Gülüyoruz)

Ben fotoğraf çekilirken gerilirim diyen damatlar için özel çözümlerin var mı?

Ah evet, her gelin diyor ki benim kocam poz vermez! Ben de diyorum ki senin kocan senden pozcu çıkacak, iddiaya varım! (Gülüyor) Damatlar günün sonunda rahatlayıp, her zaman daha pozcu çıkıyorlar ve sonra da fotoğraflarda daha iyi çıktıkları için gelinlerin yakınmalarını dinliyoruz. Bunu da nasıl sağlıyorsun diye sorarsan, hemen söyleyeyim. Çünkü ben samimiyim. Ben samimi olduğum için de karşımdaki çift kim olursa olsun, bendeki o rahatlığı fark ediyor ve o da gerilmiyor.

Pozları çiftler mi istiyor yoksa sen mi yönlendiriyorsun her hareketi?

Ben onları kesinlikle ışığın konumuna göre yönlendiriyorum. Sonuçta kuytu ve karanlık bir köşede takılamazlar! (Gülüyoruz) Yani benim yerleştirmem tamamen ışıkla alakalı oluyor, sonrasında da çiftin enerjisiyle beraber doğal bir ortam yaratılmış oluyor.

Düğünün konseptine göre fotoğrafların tarzı açısından da bir yönlendirme yapıyor musun peki?

Çoğu çift zaten bu konularda ödevini gayet iyi çalışmış oluyor. Tüm düğünde tutarlı bir konsept oluyor. Ancak bazen ben de bir konuda yönlendiriyorum, o da şu: “Kendiniz Olun”. Yani pembe sevmiyorsanız sırf romantik renk diye düğüne pembe koymayın. Çünkü o doğallığı biz de o şekilde yakalayabiliyoruz. İnsanlar oldukları gibiyse, konseptler kişilerden alakasız değilse sonuç her zaman daha iyi oluyor. Yani bizim için önemli olan düğünün çiftin ailesini değil, çifti yansıtması.



Düğün planlarken çiftlere önereceğin şey ne olur?

Birlikte çalıştıkları insanların tecrübelerine güvenmeleri çok önemli. Örneğin sırf ben tek başıma 200’den fazla düğün gördüm baştan sona. Bazı şeyleri de tecrübe ettikten sonra da bu işin profesyonelleri olarak bize güvenilmesini istiyoruz aslında. Bir ekibin ne kadar yeni ya da eski olduğu değil, tecrübesini ne kadar hissettirdiği önemli olmalı seçim yaparken. Ne kadar güvenebileceğiniz de tabi…

Peki kaçınmaları gereken neler var?

Ah, buna birden fazla cevabım var!

·         Bir; düğün günü birden fazla mekâna gitme çabası. Bu çok yanlış bir şey. Davetli olarak gittiğimiz düğünde bile pistte takıldığımız için yorulurken, gelin-damat için sabahın köründe başlayan bir programda birden fazla lokasyon çok yorucu oluyor.

·         İki; düzgün bir saç-makyaj ekibiyle yalnızca bütçeden dolayı çalışmamak. Ah bu gözler neler gördü! (Gülüyoruz) Öyle bir durumda, makyajı saçı kendin yapmak bile daha iyi, en azından kendine yakışanı iyi kötü insan kendisi biliyor.

·         Üç; aileleri sürece gereğinden fazla dahil etmek. Aileler bütçesel olarak destek veriyor olsa bile, oturup konuşup, çiftin istediği yönden çıkmayacak bir sistem kurmak gerekiyor.

·         Dördüncü ise gün içerisinde her şeyi kontrol edeceğiz diye stres olmak. Bıraksınlar ki güvendikleri profesyoneller işleri halletsin. Tabi yanlarında çok güvendikleri iki arkadaşları olması da şart!

Son olarak bir Workshop var planladığın, anlatır mısın bize neler olacak bu eğitimde?

Aslında şöyle, pek çok insandan bu yönde feedback alıyordum ve bir yandan da uzun yıllara dayanan bir tecrübem olduğu için artık eğitime hazırım diye düşündüm. Bu Workshop ile sektöre eğitim vereceğim, bir anlamda balık tutmayı öğreteceğim de diyebiliriz. Doğal ışıkla çalışabilme konsepti altında daha iyi işler çıkarabilmek ve sektörü bir adım öteye götürebilmek için bu eğitimlere başlıyorum. İlk eğitim Mart’ın sonunda olacak. 29-30 Mart tarihinde Bodrum’da bir villada yapacağız ve gönüllü bir de çiftimiz yer alacak. Eğitimden herkesin rahat faydalanabilmesi için 8 kişilik yaptık. Çok güzel olacak ve ben de aşırı heyecanlıyım!


Not: Düğün denilince işler biter mi? Bitmez! O yüzden düğün fotoğrafçılığından hemen sonra bir de kişiye özel alyanslara, tek taş tasarımlarına  göz atalım. Bunu da tabi ki sevgili Paçal Jewelry'nin tatlı sahibesi Çiğdem ile yaptığımız röportajımıza bakarak yapalım bence. O zaman buyurun buradan  efendim!